Yararlı Bilgiler’ Kategorisi için Arşiv
Kurşun Kalem..
12 Kasım 2007 Yazan Merve->
Kurşun kalem 1790′larda biririnden habersiz mucitler tarafından Avusturya ve Fransa ‘da icat edildi.
Yapımında genellikle kavak ağaçları ve tropikal ağaçlar kullanılır.
Kullanılan en kaliteli ağaç California Sediridir.
Yapılırken gövdesi 2 parça halinde üretilir.İçine uç yerleştirilmesinin ardından kapatılır ve yapıştırılır.
Ucunun rengi dolayısıyla kurşun zannedilir.
Kurşun kalemin ucu kil ve grafit karışımıdır.
Popularity: unranked [?]
Saatin Akrep ve Yelkovanı Neden Sağa Döner ?
12 Kasım 2007 Yazan Merve->

İlk olarak eski Mısırlılar, güneşin her gün düzenli bir hareketle doğup, belirli zamanlarda gökyüzünün aynı noktalarında bulunup, battığını gözlemlediler ve bunun bir günü zaman parçalarına ayırmada kullanılabileceğini keşfettiler.
Böylelikle güneşin bu hareketinden yararlanarak ilk güneş saatini yaptılar. Bu saat, meydanlık bir yere yüksek bir taş koymak ve güneşin hareketi sırasında, bu taşın gölgesini takip etmekten ibaretti.
Mısır, konumu itibari ile kuzey yarım kürede fakat ekvatora da yakın bir ülke olduğundan, güneş doğduğunda, gölge hemen tam batıda oluşuyor, güneş yükseldikçe gölge kuzeye, yani sağa doğru hareket ederek, güneş batışında doğu yönüne ulaşıyordu. Yani gölge bugünkü tüm saatlerin akrep ve yelkovanında olduğu gibi soldan sağa doğru dönüyordu.
Daha sonraları, pendulumlu, pilli saatlerde de yön değişmedi, hatta sağa doğru dönüşler ’saat yönüne dönüş’ diye adlandırılır oldu.
Avustralya gibi ekvatorun güneyindeki ülkelerde, güneş doğarken taşın gölgesi güneye düşer ve güneş yükseldikçe sola doğru dönüş yapar. İlk saat orada keşfedilseydi, bugün akrep ve yelkovan ters yönde dönüyor olabilirdi…
Popularity: unranked [?]
İCATLAR KRONOLOJİSİ
12 Kasım 2007 Yazan MerveMÖ 4241
Tarihlenebilen ilk yıl. Bu, Mısırlıların takvimi yapmalarıyla mümkün oldu.
MÖ 3200 civarı
Mezopotamyalı Sümerler yazıyı kullanan ve tekerleğin resmini çizen ilk halk oldu.
MÖ 3000 civarı
Babilliler ilk toplama makinesi olan abaküsü icat etti.
MÖ 1300 civarı
Suriyeliler kendi alfabelerini geliştirdi.
MÖ 700
Lidya’da (bugünkü Türkiye’de) malların alım satımı için ilk kez para kullanıldı.
MÖ 287
Kaldıraç ve vida kullanarak pek çok değerli mekanik aygıt icat eden Arkhimedes doğdu
MÖ 10 civan
Romalı mimar Vitruvius bir vinç tasarladı.
999
Milattan sonra Bir keşiş tarafından mekanik saat icat edildi
1000 civarı
Çinliler havai fişek yapmak ve işaret göndermek için barut kullandı.
1045 civarı
Çin’de Pi Cheng portatif matbaa harflerini icat etti.
1280
İlk gözlük İtalya’da yapıldı.
1450′ler
Johannes Gutenberg’in baskı makineleri kitap üretiminde çığır açtı. Bunun sonucunda yeni icatlar hakkındaki bilgilerin yayılması hızlandı.
1452
Birçok makine icat eden sanatçı Leonardo da Vinci doğdu.
1569
Flaman haritacı Mercator, yeni bir harita yapma yöntemi geliştirdi.
1592
Galileo, cisimleri 30 kez büyüten bir teleskop yaptı.
1614
İskoçyalı matematikçi John Napier logaritma cetvelini icat etti.
1642
Blaise Pascal, babasının vergi hesaplarında kullanması için bir toplama makinesi icat etti.
1643
Evangelista Torricelli, hava basıncını ölçmek için şimdi cıvalı barometre denilen cihaz icat etti.
1656
Christian Huygens, Galileo’nun fikirlerine dayanan hassas bir sarkaçlı saat tasarladı.
1665
Robert Hooke’un Küçük Ç’izimler adlı kitabındaki çizimler, yeni mikroskopların gücünü gösteriyordu.
1668
Isaac Newton ilk aynalı teleskopu yaptı.
1698
Thomas Savery’nin yaptığı ilk buhar makinesi, su altında kalan madenlerdeki suyu dışarı pompalamada kullanıldı.
1733
İngiliz bir dokumacı tarafından icat edilen “uçan mekik” adındaki alet bir kişinin bir günde üretebileceği kumaş miktarını ikiye katladı.
1771
Richard Arkwright’ın suyla çalışan çıkrığı eskiye göre çok daha sağlam pamuk ipliği üretiyordu.
1778
Joseph Braham’ın yeni tuvalet sistemini icat etmesiyle ev içi sağlık koşullarında önemli bir gelişme kaydedildi.
1783
Marquis de Jouffroy d’Abbans ilk buharlı gemiyi yüzdürdü.
1783
Montgolfier Kardeşler bir sıcak hava balonunu başarıyla uçurdu.
1797
Bir Fransız, balondan paraşütle atlayarak paraşütün önemini gösterdi.
1801
İlk denizaltılardan olan Nautilus ilk yolculuğunu tamamladı.
1804
Richard Trevithick raylar üzerinde giden ilk buharlı lokomotifi yaptı.
1814
Friedrich König elle çalışan matbaadan çok daha hızlı olan buharlı matbaayı geliştirdi.
1815
Humphry Davy, madenlerde çalışmayı çok daha güvenli hale getiren bir madenci lambası icat etti.
1819
Augustus Siebe basınçlı bir dalgıç elbisesi tasarlayarak insanların daha derinlere dalabilmesini sağladı.
1821
Charles Babbage, karmaşık matematiksel tabloları otomatik olarak hesaplamak için tasarladığı “fark makinesi”nin üzerinde çalışmaya başladı.
1826
Fransız fizikçi Joseph Niepce tarihteki ilk fotoğrafı çekti.
1829
George Stephenson, en iyi buharlı lokomotif tasarlama ve yapma yarışmasını kazandı. Rocket adlı bir lokomotif üretti.
1830
İlk dikiş makinesi Fransız terzi Barthelemy Thimonnier tarafından tasarlandı.
1836
Samuel Colt, yaptığı hızlı ateş eden tabanca “altıpatlar”ın patentini aldı.
1837
Isambard Kingdom Brunel, ilk kıtalararası buharlı gemiyi yüzdürdü.
1837
İki İngiliz mucit William Cooke ve Charles Wheatstone ilk elektrikli telgraf makinesini yaptı.
1839
Louis Daguerre vesikalık fotoğraflarda çok tutulan daguerrotype fotoğraf tekniğini icat etti.
1843
Samuel Morse, telgraf mesajlarında kullanılmak üzere nokta ve çizgilerden oluşan ünlü mors alfabesini icat etti.
1846
Amerikalı bir dişçi bir çene ameliyatında acıyı hissettirmemek için eter kullandı.
1848
İlk yürüyen merdiven, New York’ta turist çekmek için kuruldu.
1849
Çengelli iğne icat edildi.
1857
New York’ta bir dükkan asansörü olan ilk bina oldu.
1860
Belçikalı Etienne Lenoir ilk içten yanmalı motoru yaptı.
1863
İlk metro (yeraltı demiryolu) hattı Londra’da işletmeye açıldı
1868
Bir gazetenin yazı işleri müdürü olan Christopher Sholes ilk kullanışlı daktiloyu yaptı.
1872
Fotoğrafçı Eadweard Muybridge ilk ardışık fotoğraflar dizisini çekti.
1876
Alexander Graham Bell ilk telefon konuşmasını yaptı.
1876
Amerikalı üretken mucit Thomas Edison icatlar fabrikasını kurdu.
1877
Edison fonografı icat etti.
1878
Joseph Swan elektrik ampulünü icat etti.
1879
Ernst von Siemens elektrik döşenmiş bir hat üzerinde giden ilk elektrikli treni sergiledi.
1881
Emile Berliner, yassı plaklar kullanan ilk gramofonu yaptı.
1884
Hiram Maxim ilk makineli tüfeği tanıttı.
1885
Fizikçi Heinrich Hertz elektromanyetik dalgaların varlığını gösterdi.
1885
Avusturyalı kimyacı Carl Auer, muma göre daha kullanışlı ve güvenli olan bir havagazı lambası icat etti.
1886
Linotip adlı makine, gazetelerin ve kitapların daha hızlı hazırlanmasını sağladı.
1888
George Eastman, Kodak no.l adlı fotoğraf makinesini üretti ve müşterilerinin filmlerini banyo etti.
1889
Edison’un yardımcısı Charles Batchelor sinema filmlerinin seslendirilmesi üzerine deneyler yaptı.
1890
Daimler motor şirketi, dört tekerlekli ve akaryakıtla çalışan otomobil üretimine başladı.
1890
Herman Hollerith’in icat ettiği elektrikli sayma makinesi sayesinde Amerika’da nüfus sayımı işlemi çok hızlı bir şekilde sonuçlandırıldı.
1895
Paris’te Lumiere Kardeşler 10 hareketli filmden oluşan bir gösteri yaptı.
1898
Valdemar Poulson, modern teybin öncüsü olan bir cihaz yaptı.
1901
King Camp Gillette, kullanıldıktan sonra atılan ilk güvenli traş bıçağının patentini aldı.
1902
İtalyan Guglielmo Marconi, Manş Denizi üzerinden radyo dalgalarıyla mesaj iletmeyi başardı.
1903
Amerikalı Wright Kardeşler ilk motorlu uçağın uçuşunu gerçekleştirdi.
1903
Henry Ford, yeni araba fabrikasıyla seri üretim tekniğini getirdi.
1903
Willem Einthoven, kalbin işleyişini kaydeden elektrokardiyografi cihazını icat etti.
1904
John Fleming’in geliştirdiği cam diyotlar radyo cihazlarının vazgeçilmez parçası oldu.
1908
Adını mucidinin adından alan Geiger sayacı radyasyonu saptamak ve ölçmek için kullanılmaya başlandı.
1909
General Electric şirketi elektrikli ekmek kızartma makinesini yaptı.
1923
İki İsveçli mucit ilk buzdolabını tasarladı.
1925
Londra’da trafik lambaları kullanılmaya başlandı.
1926
John Logie Baird ilk televizyon görüntüsünü başarıyla iletti.
1926
Robert Goddard ilk sıvı yakıtlı roketi fırlattı.
1928
Bir Am
erikan icadı olan seloteyp günlük yaşama girdi.
1929
Philip Drinker, hastaların solunum yapmasına yardım etmek için “demir ciğer”i icat etti.
1933
İki Alman bilim adamı Max Kroll ve Ernst Ruska elektron mikroskobunu yaptı.
1933
Bir kedinin gözünün araba farlarını yansıtmasından esinlenen Percy Shaw, sürücülerin dikkatini yol çizgilerine çeken kedigözünü icat etti.
1935
Alman şirketi AEG, sesi kaydetmek için plastik manyetik teyp bandını geliştirdi.
1937
Dünyanın en büyük zeplini Hindenburg’un yanıp 35 yolcunun ölmesinden sonra zeplinle taşımacılıktan vazgeçildi.
1938
Macar mucit Lazlo Biro, biro da denilen bilye uçlu tükenmez kalemi icat etti.
1938
Amerikalı Chester Carlson ilk fotokopi makinesini icat etti.
1939
İgor Sikorsky adlı bir Rus mühendis tarafından ilk helikopter yapıldı.
1942
Wernher von Braun, AImanya’nın ilk uzun menzilli füzesi olan V-2′yi fırlattı.
1942
Enrico Fermi, ABD’nin Chicago kentinde, nükleer enerjinin denetim altına alınabildiği bir nükleer reaktör yaptı.
1945
Amerikalı mucit Percy Spencer, ilk mikrodalga fırını tasarlayarak patentini aldı.
1945
ABD, Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki şehirlerine atom bombası attı.
1946
John Mauchy ve John Eckert’in geliştirdiği, Amerika’nın ilk elektronik bilgisayarı ENIAC halka gösterildi.
1947
Edwin Land bir dakikadan az bir sürede siyah beyaz fotoğraf çıkaran polaroid makineyi icat etti.
1948
Amerikalı üç bilim adamı John Bardeen, Walter Brattain ve William Shockley transistör denilen bir cihaz icat ederek elektronik devrelerin çok daha küçülmesini sağladı. Daha sonra, bu icatlarıyla Nobel Odülü aldılar.
1957
Sovyetler Birliği tarafından Dünya’nın çevresinde dönen insan yapımı ilk cisim Sputnik I fırlatıldı.
1959
Christopher Cockerell tarafından tasarlanan hoverkraft halka gösterildi.
1960
Theodore Maiman ilk lazeri yaptı.
1962
Telefon konuşmalarının yanında canlı televizyon görüntülerini de ileten Telstar adlı uydusu fırlatıldı.
1977
Dünya’nın tekrar kullanılabilen ilk uzay gemisi olan Uzay Mekiği, ABD tarafından fırlatıldı.
1982
Philips ve Sony şirketleri kompakt diski çıkardı.
1987
İlk sayısal ses bantları (DAT) üretildi.
1990
Yüksek netlikte televizyon (HDTV) yayını ilk kez yapıldı.
Kaynak: Leonardo’dan Edison’a Mucitler, Tübitak Popüler Bilim Kitapları
Popularity: unranked [?]
Çinlilerin Yemek Çubukları
12 Kasım 2007 Yazan MerveAslında nedeni tam bilinmiyor. Bir görüşe göre, vakti zamanında Çin imparatorlarından biri halkın ayaklanmasından korktuğundan, eritilip silah olarak tekrar kullanılabilecek metal olan her şeyin toplanmasını emretmiş. Ellerindeki bıçak, kaşık ve benzeri şeyleri vermek zorunda kalan Çinliler ne yapsınlar, çaresiz bambu kamışlarından yapılmış ince çubuklarla yemek yemeye alışmışlar.
Daga mantıklı gelen diğer bir görüşe göre ise çubukla yemek adeti Çinlilerin yiyeceklerini küçük parçalara bölüp yeme alışkanlıklarından ve buna bağlı olarak zaman içinde çok önemli bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor.
Yemek çubukları milattan bir yüzyıl önce doğmuş. Yemeği içindeki yağa atıp karıştırarak pişirmeye yarayan tava benzeri kaplar kullanılmadan önce yiyecekler odun ateşi üzerinde pişiriliyormuş. Nüfus çoğaldıkça artan yiyecek ihtiyacından dolayı ormanlar kesilip tarlalar açıldıkça bu sefer de odun, yani yakacak sıkıntısı başlamış.
Zamanla etleri ve sebzeleri çok küçük parçalara bölüp, yağ içinde karıştırarak kızartmanın hem süratli pişmeyi hem de odundan tasarrufu sağladığını görmüşler.
O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle, yemek masası kullanmak zenginlere mahsus bir lüks olduğundan insanlar bir elleri ile yiyecek veya pirinç tabağını tutuyor, yemek yemek için de sadece diğer ellerini kullanabiliyorlarmış.
Çinlilerin yemeklerinin bol soslu olduğunu söylemeye gerek yok. Yerken çubukları kullanmak, her şeyi tek elle yemek zorunda olan Çinlilerin bütün parmaklarının kirlenmesi sorununu çözdüğü için hızla yayılmış. O zamanlar çubukların çok azı ağaçtan, çoğunluğu fildişi ve kemiktenmiş.
Günümüzde hâla devam eden bu gelenekte çubuklar artık sentetik malzemelerden ve ağaçlardan yapılıyor ..
Popularity: unranked [?]
Deprem Nedir ?
12 Kasım 2007 Yazan MerveYerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yeryüzeyini sarsma olayına “DEPREM” denir.
Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır.
Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına “SİSMOLOJİ” denir.
Popularity: unranked [?]
İnanması Güç Bilgiler ( Dünyamız )
12 Kasım 2007 Yazan MerveHer 25 kişiden biri astım hastasıdır.
Güneş 4.5 milyar yıl sonra dev bir yıldız haline gelip dünyayı içine alacak.
Dünyadaki hayvanların yüzde sekseni altı ayaklıdır.
Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.
Tarih boyunca yer yüzünde bulunan altın 200 kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır.
Empire State Building’in tepesine kadar toplam 1575 basamak var.
Dünyada aynı bir kayığın bir trenin altında, bir trenin bir arabanın altında,
bir arabanın da bir uçağın altında gidebildiği tek yer Boston Üniversitesi
Köprüsü.
Bir kilogram ağırlığındaki bir cismin okyanusun en derin noktası olan Mariana Çukuru’na ulaşması tam bir saat alıyor.
Bir ton kullanılmış beyaz kağıt geri kazanıldığında 16 adet çam ağacının, bir ton kullanılmış gazete geri kazanıldığında ise 8 adet çam ağacını kesilmesinin önlenmiş olur.
Yıllara göre ortalama alındığında , her sene eşekler tarafından öldürülen insan sayısı uçak kazalarında ölenlerin sayısından daha fazladır.
Meşe ağaçları 50 yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler.
Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor.
Ortalama bir buzdağının ağırlığı 20 milyon tondur.
Geri dönüşen her bir ton cam için yaklaşık 100 litre petrol tasarruf edilmiş olur.
Kıta isimlerinin hepsi aynı harfle başlayıp aynı harfle biter.
Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.
Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.
Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.
Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı görmek mümkündür.
Popularity: unranked [?]
İnanması Güç Bilgiler ( Ülkeler )
12 Kasım 2007 Yazan MerveDünyanın en çok söylenen şarkısı “Happy birthday to you” dur. Şarkının asıl kaynağı Amerika’lı iki kız kardeşe aittir. Orijinal adı ” Good Morning to All” yani ” hepinize günaydın”dır.
En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.
Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello yapmak yasaldır.
Kış aylarında, Moskova ‘daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar.
Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi Çinlilerdir.
Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve
Belçika’ dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971 yılında Japonya’nın İshigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.
Herhangi bir okyanusun en uzak olduğu nokta Çin’dir.
Rusya’da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir.
Norveç’in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer.
Hindistan`da oyun kağıtları yuvarlaktır.
Mexico City her sene 25 cm kadar batıyor.
Buckingham Sarayında 602 oda bulunuyor.
Amerika`da her saat 40 kişi kanserden hayatini kaybediyor.
Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer Çin şehirlerinde büyük sellere neden olacak. Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.
Hindistan’daki yıllık doğum sayısı, Avustralya’nın toplam nüfusundan fazladır.
Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır.
Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara sunduğu kahvaltılarda her tepsiden bir zeytini kaldırarak 1987 yılında 40 bin dolar kar etmiştir.
Sahra Çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.
Norveç’in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer.
Peru’da hiç umumi tuvalet yoktur.
Avustralya’daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar.
ABD’de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci eerkeklerin üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır.
İngiltere’deki bütün kuğular kraliçenin malıdır.
Los Angeles’ın uzun şekli, “El Pueblo de Nuestra Senora la Reina de los’dur.
Angeles de Porciuncula” ve gerçeğinin %3.63′üne kadar kısalabiliyor:”LA”!
Aktif bir volkanik dağı olmayan tek kıta Avusturalya.
Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200 mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
Yeni Zelanda, dünyadaki her türlü iklimin yaşandığı tek ülkedir.
Suudi Arabistan’da hiç ırmak yoktur.
Herhangi bir okyanusun en uzak olduğu nokta Çin’dir.
En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.
Indiana üniversitesindeki ana kütüphane her yıl bir inç daha çöküyor çünkü, mühendisler binayı kaplayacak bütün kitapların ağırlığını hesaplamamışlar.
Dünyanın en büyük şeker ihracatcısı Küba’dır.
Meksika’nın doğu kıyıları her yıl bir iki inç daha suya batıyor.
Amerika’da insanların işe yürüyerek en çok gittiği eyalet Alaska.
Eskimolar asla bahse girmez.
Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan yirmiden fazla sözcük vardır.
Monako’nun ulusal orkestrası ordusundan daha geniş bir kadroya sahiptir.
Her dört Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor.
Amerika’da satışa sunulan ilk cd, Bruce Springsteen’in “Born in theusa” albümüdür.
Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello yapmak yasaldır.
Dünyanın en büyük çanı 1733′te Kremlin’de yapılan Çar Kolokol Çanı. Ancak 216 ton ağırlığındaki bu çan, bugüne kadar hiç çalmadı. Nedeni de gerçek bir karamizah örneği olarak görülebilir. Çanın saklandığı yerde yangın çıkınca, akıllı bir arkadaş yangını suyla söndürmeye karar veriyor. İyice ısınmış olan çan, üzerine su dökülünce çatlıyor ve kullanılmaz hale geliyor.
İkinci Dünya Savaşı’nda ABD’liler, yarasaları bomba ikmali için kullanmayı denemişler.
Amerika’da yılda 12 milyar muz yeniyor Eski yerli Amerikalılar aslında hiç hindi yemezmiş, çünkü bu kadar yavaş bir hayvanı öldürmek tembellik göstergesiymiş.
Şemsiye ilk kez 1740′da Connecticut’ta kullanılmış.
Her yıl 40000 ABD’li tuvaletler yüzünden fiziksel sorunlar yaşıyor.
Suudi Arabistan’da hiç ırmak yoktur.
Popularity: unranked [?]
Parlak Işıkta Hapşırma ( Refleksif Hapşırma)
12 Kasım 2007 Yazan MerveParlak bir ışığa bakınca hapşırma olayı genel olarak insanların yüzde 18 inde görülüyor (Bu oran bölgeden bölgeye değişir.)Güneş ışığı başta olmak üzere insanların çoğu parlak bir ışık gördüklerinde hapşırırlar. Bu olay tamamen genlerle ilgilidir.
Parlak ışık görünce hapşırma genlerle alakalı bir olaydır.
Hapşırma burun kanallarındaki sinirlerin uyarılmasıyla olur.Fakat parlak ışığın burundaki sinir uçlarını nasıl uyardığı henüz bilinmiyor.
Bu konuda araştırmala hâla devam etmektedir. Ancak bu olayın genlerle alakalı olduğunun anlaşılması dışında bu konuda henüz bir sonuca varılamamıştır.
Popularity: unranked [?]
İnanması Güç Bilgiler (Sağlık)
12 Kasım 2007 Yazan MerveBebekler doğdukları ilk 27 gün içinde hiç bir acı ve ağrı hissetmezler.
Her 4 merdiven basamağı çıkmak insan ömrünü bir saniye uzatır.
Burna kaçan polen, tüy, kıl, biber gibi alerjik ve tahriş edici maddeler hapşırığa sebep olabildiği gibi ışık, heyecanlanma, titreme, hamilelik, korku ve psikolojik nedenlerde hapşırığa neden olmaktadır.
Bugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg dir.
Dünyada her dakikada 5 kişi Human Immunodeficiency Virüsüne (HIV-AIDS) yakalanmaktadır.
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Uçucu Madde Araştırma ve Tedavi Merkezi’ nin araştırmasına göre Türkiye genelinde en az bir kere esrar kullanma oranı %4, eroin kullanma oranı ise %2.5.
İnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar ama yetişkin olduklarında bu sayı 206 ya düşüyor.
UMATEM’in araştırmasına göre Türkiye genelinde lise öğrencilerinin %23′ü her gün sigara, %1,2’si ise her gün alkol kullanıyor.
Popularity: unranked [?]
İnanması Güç Bilgiler ( Dalgalar ve Deniz )
12 Kasım 2007 Yazan Merve
Dalgalar, kıyıya ulaşıncaya kadar birkaç saat içinde binlerce kilometre yol alabiliyorlar.
Dalga hızını ölçmek için, aynı dalganın arka arkaya oluşturduğu iki dalga yüksekliği arasındaki süre hesaplanıyor.
Bugüne kadar saptanan en süratli dalganın hızı, saatte 144 kilometreydi.
En yüksek dalga 25 metreye kadar çıkabiliyor.
Bir dalganın yüksekliği ile genişliği arasındaki oran 1 ile 7 arasında değişiyor.
Hawaii’de kıyıya vuran dev bir dalga, 7,5 metre yüksekliğine ulaşabiliyor.
150 metre uzunluğa sahip ve saatte 150 kilometre hızla hareket eden bir dalganın ön yüzünde taşıdığı enerji, yaklaşık 700 beygir gücüne eşit. Bu da yaklaşık, orta silindirli 10 otomobilin motor gücü demek.
Dalgalar konusunda ilk bilimsel teori, 1802 yılında İngiliz bilim adamı F. Gerstener tarafından ortaya atıldı.
1990′lı yıllardaki dalgaların ortalama yüksekliği 1960′lı yılların dalgalarının ortalama yüksekliğinden yaklaşık yüzde elli daha fazla. Bilim insanları, bu olayı Atlantik okyanusundaki aşırı fırtınalara bağlıyorlar.
Popularity: unranked [?]
Karikatür Nedir?
12 Kasım 2007 Yazan Merve
Karikatür, herhangi bir insanın, fikrin veya bir olayın resimlendirilerek gülünç şekilde anlatılması. Bir insanın veya bir olayın ayrıntılarına girmeksizin, kısa, düşündürücü ve özlü bir fikir vermek veya genellikle güldürmek için bazı özelliklerinin göze çarpıcı bir şekilde resimlendirilmesi. Karikatür, bir resim sanatıdır. Bu resimleri çizenlere karikatürcü veya karikatürist denir.
Karikatür, özelliği itibarıyla tanınan, bilinen orijinalinden farklıdır. Karikatür, konu olan bir kişinin veya bir olayın dikkati çekici özelliklerini ortaya koyar. Çoğu zaman kişinin bazı özelliklerinin abartılmasını konu eden karikatür, o kişiyi hicvetmek, küçültmek ve onunla alay etmek vasıtası olarak da kullanılmaktadır. Alay etmek, insanların birbirlerini hafife alması, rencide etmesi, onu küçük ve gülünç duruma düşürmesi demektir. Bu hususta Avrupalı filozof Bergson İnsanlar, yalnız insanları veya insanlarla ilgili olayları gülünçleştirmeyi düşünmüşlerdir. demiştir.
Çok eski devirlerden beri karikatürün yapıldığı bilinmektedir. Pompei ve Herculanın kazılarında, duvar ve vazolarda çeşitli karikatür örneklerine rastlanmıştır. Esas karikatür sanatı, Rönesans devrinde başlamıştır. Fakat Champfleury, eskiden yapılan resimleri karikatürden saymamaktadır. Resme konu olan kişilerin özellikleri aydınlatılmadığı için karikatür sayılmaz. Bunlara bürlesk denir.
Taş, tuğla, vazo ve duvar gibi yerlere yapılan karikatür, baskı makinesi bulunup da kitaplar ve gazeteler yayınlanmaya başlayınca daha da gelişti.
18. yüzyılda yaşamış İspanyol ressamı Goya, siyasi karikatürleriyle ün yaptı. Aynı çağda yaşamış İngiliz ressamı William Hogarth’da eserlerinde bu özelliğe çok yer verdi.
Gazeteciliğe karikatürü ilk defa Fransız ressamı Charles Philipon getirdi. Hatta 1831′de Paris’te La Caricature Gazetesini kurdu. Ondan sonra İngilizler ve Almanlar da karikatürü gazetecilikte kullanmaya başladı. İngiltere’deki ünlü siyasi mizah dergisi Punch bu çığırın kısa zamanda gelişmesine yol açtı.
Karikatür, kendine özgü sadeliği ve didaktik (öğretici) tarafı sebebiyle herkes tarafından benimsendi. Karikatürde insanları veya tipleri hicivli olarak canlandırma şekli ilk olarak 16. yüzyılda olmuştur. Mesela, Agostino Carracci ve Giovanni Bernini tarafından ele alınmıştır. 16. yüzyılın tanınmış karikatürlerinden birisi, küçük bir el arabasında midesini taşıyan ve bir yandan da kusan bir oburu tasvir eden Alman karikatürüdür.
Siyasi konuları gaye edinen karikatürler, 18. yüzyılda çoğaldı. Luterciliğin ortaya çıkışı İngiltere’de Hannover Hanedanıyla Jakobitler arasında meydana gelen olayları anlatan çizgiler önemli siyasi karikatürler arasında sayılmaktadır. Son zamanlarda milletlerarası karikatürcüler arasında Fransa’da Sempe,Ronald Searle, Guérin ve Effel; İngiltere’de Sir David Low; Almanya’da da P. Simmel bilinmektedir. Şair ve edipliklerinin yanında Victor Hugo ile Alfred de Musset birer karikatürcüydüler.
Türkiye’de ilk karikatür; Teodor Kasap’ın 1870′te çıkardığı Diyojen Dergisi’nde görüldü. Bilinen ilk Türk karikatürcüsü Ali Fuat Bey’dir.Sultan Abdülhamit döneminde kesintiye uğrayan mizah dergiciliğinde İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte bir patlama olur.Bu dönemin en önemli karikatürcüsü Cem’dir. Damgasını vurduğu Kalem ve çıkardığı Cem dergilerinde batı anlayışına uygun olarak Osmanlı Devletini ve idarecilerini hicvetmiştir.Bu dönemde birbiri ardına çıkan Karagöz, Geveze, Dalkavuk, Davul gibi dergilerde siyasi karikatürün ilk örnekleri verilmiştir. Kurtuluş Savaşı’na karşı Aydede’de Rıfkı ve Kurtuluş Savaşı yanlısı Güleryüz’de Sedat Simavi de dönemin önemli imzalarıdır. Cumhuriyet döneminin karikatürcü simgeleri olarak Cemal Nadir ve Ramiz Gökçe’yi görürüz. Bu iki karikatürcü, çizdikleri sosyal ağırlıklı karikatürlerle Türkiye’de bu sanatın geniş kitleler tarafından benimsenip sevilmesini sağlamışlardır.Aynı dönemin çizerleri olarak Münif Fehim, Sedat Nuri, Şevki Çankaya, Necmi Rıza Ayça, Orhan Ural, Sururi Gümen, Salih Erimez,İhap Hulusi adları da anılmaya değerdir… 1940′ların sonlarına doğru çıkmaya başlayan Marko Paşa dergisinde Mim Uykusuz toplumcu gerçekçi karikatürün başyapıtlarını vermiştir. Aynı dönemde Ratip Tahir de CHP çizgisinde kalem oynatarak politik karikatürlerin başarılı örnekleriyle okuyucuyu buluşturmuştur. Daha sonraki döneme damgasını vuran 1950 kuşağı karikatürcüleri ise batıdaki değişime paralel olarak karikatürde kara mizaha kayan ve yazısız olmaya özen gösteren bir anlayışla eserler verdiler…Eflatun Nuri,Semih Balcıoğlu, Turhan Selçuk, Nehar Tüblek, Ferruh Doğan,Ali Ulvi, Güngör Kabakçıoğlu, Tonguç Yaşar, Yalçın Çetin, Altan Erbulak,Bedri Koraman, Mıstık, Cafer Zorlu gibi karikatürcüler bu dönemde ve daha sonra önemli yapıtlara imzalarını atmışlardır. Aynı karikatürcü kuşağının en genç üyesi Oğuz Aral, 1972′de yayınlamaya başladığı Gırgır dergisiyle, 1960′lar boyunca düşüş gösteren mizah dergiciliğine büyük bir ivme kazandırmış ve 1970′lerin sonunda 300 bin, 80′lerde 500 binin üzeri tirajları yakalamıştır.Hayatın her alanını kucaklamaya çalışan Gırgır karikatürcüleri arasında İlban Ertem, Nuri Kurtcebe, İrfan Sayar, Hasan Kaçan, Behiç Pek, Latif Demirci, Necdet Şen, Engin Ergönültaş, Mehmet Çağçağ, Tuncay Akgün,Ergün Gündüz, Zafer Temoçin,Birol Bayram, Metin Üstündağ sayılabilir.Aynı dönemde Tan Oral,Sami Caner, Atilla Kanbir, Emre Senan, Kemal Gökhan, Behiç Ak , Musa Kart, Salih Memecan gibi karikatürcüler de daha farklı tarzlarda gazete ve sergi karikatürleri çizmişlerdir…90′lı yılların sonlarına doğru yeni karikatür anlayışları filizlenmeye başlamış ve undergraund tarzda yaklaşımlar öne çıkmaya başlamıştır.Bu son dönemin önde gelen adları arasında Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu, Bahadır Baruter, Bülent Üstün sayılabilir
Kaynak: Vikipedi
Popularity: unranked [?]
" @ " İşaretinin Kısa Tarihi
12 Kasım 2007 Yazan Merve“@” İşaretinin Kısa Tarihi
Internet’in hayatımıza girişiyle birlikte en sık kullandığımız işaret oldu. Amatör kullanıcılar, şirketler, ünlüler, politikacılar hemen hemen herkes bir e-mail adresi alarak isminin arkasına “@” işaretini yerleştirdi. “@”, modernliğin, hızın, İnternet’e bağlı olmanın sembolü oldu. Peki bizim İngilizce’den çevirerek “at sign- at işareti” dediğimiz bu sembolün neredeyse 500 yıllık bir tarihi olduğunu biliyor muydunuz? Daha eskilere gitmeden önce “@” işaretinin yakın tarihine bakmakta fayda var. “@”, e-mail adresinin bir parçası olarak ilk kez 1971 yılında Ray Tomlinson tarafından kullanıldı. Bilgisayar mühendisi Tomlinson kendisine gönderdiği ilk elektronik mesajı kısaca ifade etmek için “@” işaretini seçti. Peki neden “@”? “Klavyede kimsenin adında kullanılmayan ve karışıklığa yol açmayacak bir işaret aradım” diyen Ray Tomlinson “@” işaretini bu yüzden kullandığını belirtiyor.
İlk Keşişler mi Kullandı?
Peki bu işaret bilgisayar klavyelerinde nasıl kullanılmaya başlandı?
Dilbilimciler bu noktada ikiye ayrılıyor. Bazılarına göre ilk olarak Ortaçağın başlarında el yazmaları üzerinde çalışan keşişler tarafından kullanıldı. Keşişlerin “@” işareti, “içinde”, “tarafına doğru”, “yanında” anlamlarına gelen Latince kelime “ad”i temsil ediyordu.
Aslında dilbilimcilerin büyük bir çoğunluğu “@” işaretinin daha yakın bir tarihe, 18. yüzyıla ait bir buluş olduğunu düşünüyor. Uzmanlara göre “@”, o tarihte birim başına verilen fiyatı temsil eden ticari bir semboldü. “5 elma @ 10 peni” denildiğinde, 5 elmalık bir birimin 10 peniye satıldığı ifade ediliyordu.
500 Yıllık Geçmiş
Ancak geçen Temmuz ayında İtalyan bir araştırmacı 14. yüzyıla ait bazı ticari Venedik belgelerinde belirgin bir şekilde “@” işaretinin kullanıldığını ortaya çıkardı. Bu belgelerde işaret “anfora” ya da “küp”ü sembolize eden bir miktar ölçüsü olarak kullanılıyordu. Giorgio Stabile adlı araştırmacı ayrıca 1492 tarihli bir Latince-İspanyolca sözlükte “anfora”nın bir ağırlık ölçüsü olan “arroba”ya çevrildiğini keşfetti. Bunların sonucunda “@” işareti “ticari a” olarak 1885′te, yazı makinelerinin ilk örneği olan Underwood’un klavyesindeki yerini aldı. O tarihten yaklaşık 80 yıl sonra da bilgisayar klavyelerine e-mail işareti olarak geçiş yaptı.
Bugünlerde “@” işareti ile ilgili olarak en büyük problem okunuşunda yaşanıyor. Evrensel bir işaret haline gelen işaretin ortak bir adı yok. İspanyollar, Portekizliler tarihten gelen anlamıyla “arroba” derken, Fransızlar bunu biraz değiştirerek “arobase” diyorlar. Amerikalı ve İngilizler ise “at-sign” (at işareti)ni tercih ediyor. Almanlar “at Zeiczhen”, Japonlar ise “atto maak” diyor.Türkçe’de ise pek yaygın bir kullanımı olmamakla birlikte “@” işareti “güzel a” olarak tanımlanıyor. Ancak en sık kullanılan ifade İngilizce’den çevrilen “at işareti”…
Hangi Hayvana Benziyor ?
Ucu kıvrık bir a harfi olan “@”, bazı ülkelerde farklı hayvanlara da benzetiliyor. Almanlar, Hollandalılar, Macarlar ve Güney Afrikalılar “@” işaretini “maymun kuyruğu”na benzetirken, Fransızlar “salyangoz”a, Danimarkalılar “fil hortumu”na, Norveçliler “domuz kuyruğu”na, Çinliler “küçük bir fare”ye, Ruslar da “köpeğe” benzetiyor. Finlandiya’lılar ise “@” işaretini “kıvrılmış uyuyan küçük bir kedi” olarak görüyor.
(alinti)
Popularity: unranked [?]

